5 Mart 2017 Pazar

İÇİMDE KİMLER GEZİNİYOR?

             Her insan, içinde sıcak bir aile yuvasıyla dolaşır. Herkes içinde  bir anne, bir baba ve sevgiyle hoşgörüyle rehberlik edilerek büyütülmeyi bekleyen bir çocukla  birlikte yaşar. Kişinin tam bir yetişkin olabilmesi için içindeki bu ailenin sevgi, uyum ve bilgelikle rollerini oynamasını gerekir.

           İçimizdeki anne baba çoğu zaman dışımızdaki ailemize göre şekillenir. Herbirimiz  bilgelik ve sevgiyle büyüyen birer aşk çocuğu olmadığımıza göre, çoğu zaman  kendimizle ve çevremizle olan ilişkilerimizde çıkmazlara düşeriz. Bunun sebebi de kesinlikle içimizde bizi  sürekli eleştiren , yargılayan cezalandıran ebeveynlerin ve bu muameleden rahatsız olan çocuğun taktiklerinin çatışmasıdır.

           Anne: Anne karnındayken çocuk bütün kaygılardan azade yaşar.  Ana rahminde sıcaklık tam da küçük, yeni oluşan  bedenin  keyif alacağı gibidir ve çocuk sonsuz bir varlık akışı içindedir.  Sevgisiz kalmak, aç kalmak gibi sıkıntıları yoktur. Bebek daha dünyaya  gelirken dölyolundaki tehlikelerle karşılaşır . Bir insanın yaşayabileceği en tehlikeli yolculuk tecrübesidir bu. Dölyolunda uzun zaman geçirenler  esaslı klostrofobikleri oluşturur. Kapalı ve dar yerde kalma korkusunun ana nedeni budur. Sonra düşme ve boğulma korkusu gelir. Ana rahminden ayrılmanın  yarattığı travma ve ilk nefesi alana kadar geçen nefessizlik süresi, bu korkularımızın hayatımızda kaplayacağı yeri belirler. Sevgi dolu ve şevkatli bir anne eğer ilk andan itibaren sevgisini çocuğuna  koşulsuzca geçirmeyi  başarabilirse bu korkular  hayatın içinde kendilerine yer bulamadan silinip giderler. Bir annenin asli görevi çocuğunu koşulsuzca sevmek ve bu sevginin sıcaklığıyla sarıp sarmalamaktır. Bir annenin en temel ödevi mutlu ve huzurlu bir anne olmaktır. Anne ne kadar rahat ve mutluysa çocuk da o denli mutlu olur. Bir anne doğum yaptığında herkes önce çocuğun bakımıyla ilgilenir. Fakat tam tersi olmalı ve annenin ihtiyaçları öncelikle karşılanmalıdır.  Yaşam koşulları gereği hem anne olmayı hem de baba olmayı seçmek zorunda kalan anneler, aslında babanın olması gereken rolleri ve görevleri de üstlenirler. Çocuğuyla tam bir anne şevkati ve anne enerjisi ile iletişim kuramazsa, bir baba gibi davranmaya çalışarak -tabi doğal olarak anneden baba olamayacağı için babanın bilgelikle yapması gereken rehberlik ve yol göstericilik görevini anne yapmaya çalışır ve enerjisel boyutta bir otorite unsuru olmayan anne, sevgi ve şevkatle yürütemediği bu rolü, baskı ve eleştiri  okları aracılığıyla yapmaya çalışır. Bu da anne ve çocuk arasındaki sevgi akışının zarar görmesine neden olur. Anne sürekli eleştiren, dırdır eden, aşırı baskıcı bir duruma düşer çocuk gözünde. Oysa annenin doğası gereği sıcak ve sevgi dolu bir kucağı temsil etmesi gerekir. Tüm dünya onu eleştirirken huzuru bulacağı, ne yanlış yaparsa yapsın sığınacağı tek yer annenin kucağı olmalıdır çocuk nazarında. Anne, tam bir kadın  ve anne olmayı başarabilmişse, çocuk da doğal ve sağlılı bir çocuk olur.

             Baba: Bir insanın enerji olarak içinde en karmaşık ilişkiyi yaşadığı kişi babadır. Bir erkeğin de en zor görevi baba olmaktır sanırım.Çünkü erkek yapısı gereği, sert bir yapıya ve kesin kurallara sahiptir. Çocuğuyla iletişim kurma imkanı ve alanı çok kısıtlıdır. Bu durumda da ilk çatışmadan itibaren  çocukla babası arasında bir kopukluk başlar ve bu görevi  başaramayacağına kani olan baba, görevini genelde annenin omuzlarına yükler. Oysa bir erkeğin gerçek gücü ve başarıyı deneyebileceği eşsiz labaratuvardır  aile ortamı. Ve bu deneyimi  kendi yuvasında deneyimleyememiş birçok erkek  meslek ve arkadaş ortamında  bir yönüyle sivrilmeye çalışarak bunu telafi etme yoluna baş vurur. Bir babanın gücü, karizmasında ve bilgeliğinde gizlidir. Yeryüzünde hiç kimse kaba bir güç gösterisiyle karşısındakinin saygısını ve sevgisini kazanamaz. Bu, içten gelen, babanın her türlü zorlukla nasıl mücadele ettiğinin , problemlere nasıl çözüm getirdiğinin toplamının oluşturduğu bir güç kavramıdır. Baba, çocuğun hayatında güvenlik ve rehberlik görevini  panik yapmadan bilgelikle başabilirse, çocuk kendini hayatın akışına bırakabilen, yaşamdan korkmayan, cesur ve özgüveni yüksek bir birey olur.

          Biz sevgiyi  annemizden,  özgüveni de babamızdan miras alırız. Onların bu konudaki eğilimlerini gözlemlemek, içimizdeki seslerin kime ait olduğunu bize anlatmakta ve kendi parçalarımızla tanışmamızda büyük kolaylık sağlar.

           Çocuk: Bir çocuğun kişiliği ailesi tarafından gerektiği şekilde desteklenip doğru biçimde yönlendirilmemişse, doğal çocuk bozulmalara uğrar. Kişiliğini korumak için bazı yollara başvurur ve doğallıktan uzaklaşır. Buna "Uyarlanmış Çocuk" denir. Çocuk, sürekli kendine yöneltilen eleşetirilerden rahatsız olduğunda kendine bir kaçış alanı yaratabilir veya tam tersi, daha çok asileşerek saldırgan bir tutuma bürünebilir. İlişkilerde yaşadığımız bozulmaların kökeninde anne ve babaya karşı geliştirilen bu kaçma veya saldırma taktiklerini, hayatımızın genelinde karşılaştığımız herkese

          Herkes bir zamanlar mutlaka çocuk olmuştur. Ama çocuk olarak kalmak mümkün değildir. Çocuğun büyüyüp zaman içinde bir yetişkin haline gelmesi gerekmektedir. Yaşı büyüyen herkes bir yetişkin olamayabilir. Kişiyi yetişkin yapan, içindeki anne ve babanın , içindeki çocukla ve birbirleriyle olan ilişkisidir. İçindeki aileyi, halihazırda kendini dünyaya getiren ailenin yanlışlarından arındırıp yeniden yapılandıran, içindeki çocuğu, aşama aşama yeniden doğurup büyütebilen ve sıcak bir yuva yaratan insan ancak yetişkin  olabilir.
Bir çocuk sevgi ve hoşgörüyü annesinden yeterince alıp , babasından da doğru rehberlik ve saygı  görebildiyse, onun yetişkin olması diğerlerine nazaran daha kolay olacaktır.

        Peki ya dışımızdaki  biyolojik ailemizden bu  desteği ve ortamı tam olarak görememişsek ne olacak?

   

4 Mayıs 2015 Pazartesi

HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜNÜN TERSİDİR, HiÇBİR ŞEY GÖRÜNDÜĞÜNÜN TERSİ DEĞİLDİR

Alıp Kabul Etmeye Gönüllü Olmak
Bu dolunayda neleri alıp kabul etseydik hayatımızda, realitemizde gerçekten neşeyi ve ihtişamı deneyimleyebilirdik?

Bu basit ve kolay uygulamayı iç sesimize kulak vererek yaptığınızda gerçekten ne kadar dönüştürücü olabileceğini tahmin bile edemezsiniz. Alıp kabul etmeye gönüllü olmadığımız her enerji bizim realitemizde kısıtlamalara neden olacaktır. Herhangi bir Yargıda bulunmadan, iyi kötü, güzel çirkin , doğru yanlış demeden her şeyi alıp kabul etmeye gönüllü olsaydık acaba hayatımız neye benzerdi? Veya biz nasıl bir dünya yaratırdık?
Kişisel gelişimle  ilgilendiğim ilk yıllarda okuduğum veya eğitimini aldığım her tekniğe sonsuz bir şüpheyle yaklaştığımı hatırlıyorum. Bu benim sabotajcımdı ve ben o yıllarda bunun farkında bile değildim. Böyle yaptığım her seferinde herkesten daha çok bildiğimi, diğerlerinden daha akıllı olduğumu zannederdim. Yıllar geçip de bu kadar eğitim ve çalışmanın sonucunda bir şeylerin değişmediğini gördüğümde şöyle dedi içimdeki bir ses :" Yıllardır hep kuşku duydun, sorguladın ve sadece sahne ve oyuncular değişti. Geri kalan her şey aynı kaldı. Bir de  kabullenmeyi , öğrendiklerini uygulamayı dene bakalım neler olacak?"
Bu sihirli bir soruydu . Gerçekten "Eğer bunu denersem hayatımda neler farklı olacak?" Sorusunu sorduğum ilk gün realitem değişmeye başladı. Çoğu zaman keyif verici, eğlenceli hatta çok tatmin ediciydi . Bununla birlikte boka sardığım zamanlar da oldu. Ama hep bir yolunu bulup çıktım. Sonuçta alet çantam bir Sürü teknikle doluydu.
Şimdi hayatımın bu geçiş döneminde sevgili koçunuz, hocanız, terapistiniz, arkadaşınız veya herhangi biriniz (artık hayatınızda ne manada yer kaplıyorsam) biraz rotasını şaşırdı . Değişen hormonal denge, gebelikte sık ilaç kullanmanın getirdiği suçluluk duygusu, ölümler, kayıplar, işleriyle sağlığı ve hayatı arasında denge kuramama, aşırı beklentilerin getirdiği hayal kırıklıkları gibi nedenler ve daha da başka bir sürü nedenlerden dolayı ... "Sonuç yoktur seçim vardır" diye düzeltiyorsunuz  hayatına dokunduğum birçoğunuz beni şimdi içinizden ama bu sefer bana sonuç gibi geliyor durum bu denli vahim yani...
Geçen gece işte bu ahval ve şeraitte omuzuna yaslandığım bir arkadaşım " Sana hep kilitli kapılarımızı gösterdik sen bize şıp diye anahtarları verdin, şimdi kendi kilidinin anahtarını hemen bulup ihtişamlı kapıdan girebilirsin." Veya buna benzer bir şeyler , bir sürü şeyler söyledi. Ve evet haklıydı.
Peki anahtar hangisi? Gün boyu gece boyu sordum "uygun anahtar hangisi?"
Bu ilk sorudan sonra gelen cevap da bir soruydu
"Hayatıma neleri alıp kabul etmeye gönüllü değilim?"
Müthiş!!

Bir kısmı yazılmış bir defter bulup maddeleri sıraladım hemen. Sizlerin de bu çalışmayı yapmanızı arzu ettiğimden örnek olması bakımından üç maddeyi paylaşıyorum:

1-Hastalanmayı
2-Parasızlığı
3-Sevilmemeyi
......................

İşte bunları asla ve asla alıp kabul edemem

Sanırım bu üçünün frekansı çoğunuzda bazı telleri titreştirdi.

Şimdi yazdığım maddelere baktım uzun uzun. Hayır alıp kabul etmediğim bunlar olamazdı!!
Bu işte bir iş var.
1.Sağlığım iyi değildi bu birkaç ayda ve ben sürekli hastalanmayı alıp kabul etmişim demek ki de farkında değilim. (Nasıl şifacısın sen Aynur? İşte bunu kabul etmek öyle zordu ki!)
Sonra 2. parasızlık(borçlar) konusu... Dolaylı olarak da olsa içinde bulunduğum hayatı etkileyen bir takım olumsuzluklar var bu konuda ve bu borçlar, parasız kalmalar da alıp kabul ettiğim bazı enerjiler , seçimlerim olmalıydı. ( Verdiğin finansal seminerler gözüne dizine dursun)
3.Sevilmemek, sevgiyi hissedememek. Bunu da alıp kabul etmişim ki gerçeğim olmuş.( Aşkın kuantum haritasını çıkartan sen değil misin?)
Ve böyle en az on beş maddeyi gözden geçirdim.
Her maddenin karşısına zıddını yazdım . Cevap buradaydı. Yani hastalanma düşüncesini alıp kabul etmediğimi zannettiğim her seferinde, aslında dinç ve enerjik bir bedene sahip olmayı; parasızlığı alıp kabul etmediğimi düşündüğüm her an Sınırsız bolluğu bereketi ; sevgisizliği kabul etmediğimi düşündüğüm her ansa koşulsuz sevgiyi kabul etmediğimi aslında fark ettim. Bu müthiş bir farkındalık ve bu dünyada nasıl her şeyin birbirinin zıddı, aslında hiçbir şeyin birbirinin tersi olmadığını ve bunun gibi birçok Karışık matriksi kompleks halde deneyimlemeye algılamaya bilmeye olmaya başlamaya başladım.

1-Hastalanmak- son derece sağlıklı ve dinç bir bedene sahip olmakla ilgili alıp kabul etmeye gönüllü olmadığım neler var? (Wauvv müthiş bir soru?) Varolan her şeyin godzilyon kez yıkıp yaratımını iptal edebilir miyiz lütfen?
(Right/wrong-good/bad-poc/pod-all9-shorts-boys-beyonds)

2-Parasızlık- Sonsuz miktarda parayı hayatıma alıp kabul etmeye gönüllü olmadığım her anı yıkıp yeniden yaratımını iptal edebilir miyim?
(Right/wrong-good/bad-poc/pod-all9-shorts-boys-beyonds)

3-Sevilmemek-Koşulsuz sevgiyi hissedemediğim, bunu tercih etmeyi alıp kabul etmediğim her anı, her kararı godzilyon kez yıkıp yaratımını iptal edebilir miyiz?
(Right/wrong-good/bad-poc/pod-all9-shorts-boys-beyonds)

Yarın kalktığımda neler olacak? daha çok param, daha sağlıklı bir bedenim ve etrafımda sevgi böcükleri olacak mı bilmiyorum. Açıkçası merak da etmiyorum. Şuan o kadar alıp kabul etmeye gönüllü olma haliyle doluyum ki her şeye eyvallah!!
Nötrleşmek, sıfır noktasına varmak, pillerin yerini değiştirmek... Her şeyi ve hiçbir şeyi deneyimlemeye gönüllü olmak, teslim olmak ve teslim olarak sonsuz gücü elinde bulundurmak.... Veya son derece Güçsüz olduğunu idrak etmek...Benim kilidimin anahtarı buydu işte...
Ya siz ? Hayatınıza daha fazla neşeyi, kolaylığı ve ihtişamı kabul etmeye gönüllü olsaydınız hayatınız neye benzerdi?
Ya da böyle olarak nasıl bir dünya oluşturursunuz?
Bi deneseniz mi?
AyNur

23 Aralık 2011 Cuma

AKAŞİK KAYITLARDAN ENERJİ ÇEKMEK

Çoğumuz içimizde nereden geldiğini bilmediğimiz birçok heves ve istekle yanıp tututşuruz ama bunu şu anki realitemize nasıl yansıtacağımızı bilemeyiz. Örneğin eline hiç fırça almamış biri hep güzel ve değerli resimler yapabilme isteği duyar veya hiç eğitim almamış biri kendini rüyalarında büyüleyici ritmlerin sahibi olarak görür. Birçok kişi yaşadığı travmadan sonra daha önce hiç bilmediği yabancı bir dili konuşurken bulur kendini. Bunun altında yatan dinamiğin , Kryon öğretilerinin bizlere tuttuğu ışıkla Akaşik Kayıtlarımızdan kaynaklandığını artık biliyoruz.
Peki nedir Akaşik  Kayıtlar?
Akaşik Kayıtlar, bizim bu enkarnasyonumuza kadar geçirmiş olduğumuz bütün yaşamlarımızda sahip olduğumuz bilgilerin depolanmış olduğu bellektir. Hepimiz ruhsal olarak aynı yaştayız;  bununla birlikte bazı ruhlar diğerlerine gòre dünyada çok fazla zaman geçirmiştir. İşte bu dünya üzerinde birçok enkarnasyon yaşayarak çeşitli yaşam deneyimlerini, karmalarını  deneyimlemiş olan ruhlara yaşlı ruh, gelişimini daha çok perdenin diğer yanında tamamlamayı seçen ruhlara ise genç ruhlar denir. İster genç olsun, ister yaşlı bütün dneyimler kolektif bilince aittir ve kişi bu kolektif bilgi ağacından ister kendi deneyimlemiş olsun, isterse de başkası  hiç fark etmez istediği bilgiyi aktifleyebilir ve yaşam alanına çekebilir. Bunun  tek ölçüsü istediğiniz şeyi hayatınıza almaya ne kadar inandığınızdır. Bunun için ben bu enerji çekiminin sınırsız olduğuna inanmakla birlikte yine de zihni aşama aşama eğitmenin  alıştırma için inanılması en kolaydan başlamanın en doğru yöntem olacağını düşünmekteyim.
Örneğin benim ilk denemem şu olmuştu: Dönem dönem boynum tutulurdu ve  yaşayanlar bilir eğer boynunuz tutulduysa iyileşmesi günler sürer  ve insanı gerçekten kısıtlayan,  kötü bir durumdur. Oğlum daha bebekti ve onu kucağıma sık sık almak durumdaydım, üstelik o gün de yatılı misafirlerim gelecekti. İşte bu çıkmazdayken  Kryon’un bir celsesinde "Akaşik Kayıtlardan Enerji Çekme"yi okumuştum “denemekten ne çıkar?”  dedim ve “Sevgili yüksek benliğim, Akaşik kayıtlarımdan boynumun ağrımadığı, tam ve sağlıklı olduğum o zamanı şimdiki zamanıma kopyalayıp yapıştırmanı istiyorum.Bunun için sana teşekkür ederim.” Kopyala yapıştır sözünü ben ekledim ve gözlerimi kapatıp  konsantre oldum, boynumun tutuk olmadığı, her yöne kafamı zahmetsizce çevirdiğim bir anımı gözümün önüne getirdim,  sonra onu medya player’ın film şeridi yapma programında hayal ettim, o kısmı bütün duyularımla içselleştirip   sağa tıklayıp  copy dedim ve şimdiki boynumun tutuk halini işaretleyip paste dedim ve bunu , “bu iyileşmeyi kabul ediyorum, yüksek benliğim çok teşekkür ederim.” Dedim ve mutlu olduğumu, sağlıklı olduğumu hissettim. Gözlerimi açtığımda boynumun ağrısı geçmişti. Fakat ilginç olan buna şaşırmamış olmam ve bu durumu normal kabul etmemdi. Akşam Kaan “boynun nasıl oldu?” diye sorduğunda, “ne olmuş ki boynuma” dedim. Gerçekten bu benim için çok doğal bir süreçti ve  iyileşmeyi sağlayan da buydu..
Bu çalışmayı her türlü  durum için kullanabilirsiniz, affedilemez olanı affetmek, bir işi çok yapmak isteyip de yapamamak gibi. Unutmayın bir istek içmize doğmuşsa, mutlaka bunu elde etmemiz içindir, sebepsiz değildir.
Yöntemi kısaca şu şekilde özetleyebilirim:
Bir minderin üzerinde oturun, bağdaş kurun.Oturma kemiklerinizin  bacaklarınızdan seviye olarak yüksek olması, omurganızın daha düz durmasını ve böylece enerji akışınızın  daha sağlıklı olmasını sağlar. Ellerinizi dizlerinizin üzerine serbest bir şekilde sabit koyun. Burnunuzdan derin ve sakin nefesler alın, nefesinizi tekrar uzun ve zorlamadan burnunuzdan verin, nefesinize odaklanın ve bu esnada gözünüzün önüne bir görüntü veya zihninize bir düşünce gelirse, “seni affediyorum.”  deyip sakince gitmesine izin verin. Birden ona kadar sadece nefesinize odaklandıktan sonra “Sevgili yüksek benliğim, Akaşik kayıtlarımdan ………….. durumdaki halimi ,şimdiki  anıma uyarlamanı istiyorum(benim pratiğimde olduğu gibi kendinize özgü bir dil de kullanabilirsiniz.). Bu seçimim için çok teşekkür ederim.” deyin ve şu andaki değiştirmek istediğiniz enerjinin vücudunuzdan dalga dalga aktığını hissedin, bir süre böyle kalın . Bu his geçince –ki mutlaka anlarsınız- yerine istediğiniz durumun enerji olarak geldiğini hissedin. İmgeleme gücünüzü de kullanabilirsiniz. Kendi özgün senaryonuzu enerjinizi aktifleştirmek için kullanabilirsiniz. Enerji titreşimleri ve vibrasyonlar bitince gözlerinizi açıp ana geri dönün. Tek şartımız asla “gerçekten oldu mu acaba?” diye sormamak ve istediğimiz değişimin oluştuğuna emin olmaktır.. Sonra bu yeni akaşik enerjinizle ne yapmayı düşünüyorsanız hayatınıza aynen o şekilde devam edin. Unutmayın sorgulamıyoruz, emin oluyoruz ve onaylıyoruz.
Akaşik kayıtlarımızdan, hepimizin sevgi enerjisi ile titreştiği o anımızı, dünyadaki herkesin yaşamasını seçiyorum… Öyle olsun

22 Aralık 2011 Perşembe

İMANIN 3. ŞARTI:MELEKLERE İNANMAK



 
Bu günlerde  nette dolaşan, sürekli gündeme getirilen bir konu var:İlluminati tarikatının insanların bilinçaltını etkilemesi . Ve pozitif enerji, yapıcı yaratıcı düşüncenin gücü, niyetin sihri konularına  gülerek burun kıvıran herkesin  bu korku dolu senaryolara  koşulsuzca inandıklarını ve  bu korkunun etrafında yarattıkları enerjinin aslında illuminati’nin yapmaya çalıştığını düşündüklerinden  daha çok yıkıma sebep olduğunu ibretle izliyorum..Bu kişileri yargılamıyorum ve onların korkularının yaydığı negatif enerjiyi  temizleyerek evrenin ve bütünün en yüce hayrı için şifalandırmayı seçiyorum… Bu benim aklıma şu konuyu getirdi: Birkaç yıldır melek enerjilerimi tanımaya çalışıyorum ve meleklerimle iltişim kurmak,  meleklerimi üç boyutlu yaşamıma bir şekilde katmak, niyetlerim ve dileklerim konusunda Allah’ın bizlere hediye olarak verdiği bu hizmetkarlarımızı nasıl kullanacağımı öğrenmeye dair birçok çalışmam ve denemem oldu.Ve  dünyadaki her konuda öğrenirken kullandığımız deneme-yanılma yönteminin , meleklerle çalışırken deneme-kazanma olarak değiştiğini gördüm..İletişim kurmayı becerebildiğim her defasında  elimin boş dönmediğini heyecanla ve mutlulukla izledim.. Ama insanların melekleri sadece olduğuna inandıkları kutsal bir kavram olarak görüp, rafa kaldırdıklarını ve hayatlarını yaşarken şeytandan korkmaya, onun tuzaklarıyla boğuşmaya, şeytanı 3 boyutuna daha çok almaya meyilli olduklarını gördüğümde aslında farkında olmadan şeytana meleklerden daha çok inandıklarını izlemekteyim… Bir tarafta insanın eşref-i mahlukat olmasında dolayı önünde eğilen sevgi dolu melekler ve diğer tarafta önümüzde diz çökmek yerine kendi büyüklüğünü onaylamış ve taviz vermemiş şeytan.. Ve şeytana düşmanlık açarken onu daha çok büyüttüğünün farkına varmayan insan… Bir hükümdar gerçek gücünü ordusuyla kazanır. Ordusunu bir köşeye atıp tek başına savaşa giden biri asla bir savaş kazanamaz.Bazen de ordunuzun büyüklüğü, savaşmanıza gerek kalmadan karşı tarafın gözünü korkutup onun sizinle savaşa bile girmesini engeller.Ben uzun yıllar şeytanın, egonun, nefsin ,sürüngen beynin adını her ne koyarsanız onun yani  size boyun eğmeyen o gücün  karşısında tek başına savaşmanın hiçbir sonuç getirmeyeceğini   çok net bir şekilde söyleyebilirim.Bunun yerine melekleri yardıma çağırmak,  Allah tarafından  bizden yapılması istenen beklenen bir davranıştır…

1 Aralık 2011 Perşembe

PSİŞİK KORUNMA DUASI

Lütfen bu psişik korunma duasını yapabildiğiniz kadar çok kullanın, bu duayı 9 gün söyleyin ve enerjinin etrafınızda inşa olabilmesi için her cümlenin sonunda birkaç saniye duraklayın. 

Alçakgönüllülük ile, tüm seviyelerde bizi koruyacak ilahi korunmayı istiyoruz. Cennet ışınlarının bolluk içinde üzerimize dökülmesini istiyoruz. 

Melek alemlerinin varlığını ve Metatron ve Mikail’in başta durmasını istiyoruz. 

Mesih Işığı, Buddha Işığı, Mahatma Enerjisi, kutsal ruh, Reiki enerjisi, tüm Başmelek varlıklarının ve yükselmiş Üstatların Işığı bizi daimi olarak sevgileri ile sarsın…

Mahatma enerjisinin varlığımızın her bir veçhesi ile bütünleşmesini istiyoruz. Ayrıca, Tanrı’nın en yüksek iradesine uygun olarak, Mahatma enerjisinin Dünya Ana’nın ve tüm yaşam formlarının her veçhesi ile bütünleşmesini istiyoruz. 

Başmelek Zadkiel ve St Germain’i çağırıyoruz ve Gümüş – Mor – Alevin tam olarak demirlenmesini ve tüm varlıklarımızın içini ve etrafını daimi olarak sarmasını istiyoruz. 

Bu Gümüş Mor İlahi alevin geçmişimize, şimdiki anımıza ve geleceğimize gönderilmesini, tüm karmamızı dönüştürmesini istiyoruz…. Ayrıca, Lord Melchizedek, Başmelek Metatron ve Başmelek Mikail’in bize yardım etmesini istiyoruz. Tüm karmayı dönüştürmemize ve mükemmel şekilde dengelememize yardımcı olmalarını istiyoruz. 

Başmeleklerin varlığımızın ve evimizin etrafına daimi olarak koruyucu bir Davut yıldızı yerleştirmelerini istiyoruz. 

Başmelek Cebrail, Başmelek Haniel ve Cennet topluluğunu çağırıyoruz ve yeşil alevin ve beyaz alevin varlıklarımızın içinde ve dışında daimi ve tam olarak demirlenmesini istiyoruz. 

Ayrıca, Başmelek Metatron’u, Mahatma’yı, Lord Maitreya’yı ve Sananda’yı çağırıyoruz ve tüm düşünce formlarının, kayıp ruhların, negatif kalıntıların, negatif elementallerin ve ruh parçalarının daimi olarak iyileştirilmesini ve ışığa götürülmesini istiyoruz … aura alanlarımızda, evlerimizde ve dünyada, hepsi Tanrı’nın en yüksek iradesine göre özgürleşsin. 

Başmelek alemlerinin pembe alevinin tam olarak demirlenmesini ve varlığımızın içinde ve dışında daimi olarak bizi sarmasını istiyoruz. 

Başmelek Mikail’den Gümüş Zırhlı Metalik Giysisini varlıklarımızın etrafına daimi olarak demirlemesini istiyoruz. 

Başmelek Mikail’in tüm karmik bağları daimi olarak kesip uzaklaştırmasını ve özel mavi zırhlı alevini daimi olarak demirlemesini, tüm varlığımızı içimizden ve dışımızdan sarmalamasını, istiyoruz. Meryem Anayı ve Başmelek Rafael’i çağırıyoruz ve Aura Alanımızın içindeki ve dışındaki tüm delikleri ve sızıntıları mühürlemesini ve dönüştürmesini istiyoruz. 

Tüm varlığımın içindeki ve dışındaki,Tanrı’nın en yüksek iradesine uygun olmayan her şey hemen İlahi Işığa dönüştürülsün. 

Varlığımın her seviyesinde, Tanrı’nın üçlü alevi içinde mükemmel dengelenmiş olarak İlahi olarak hizalanayım, iyileşeyim ve yeniden – enerjileneyim. 

Bana her zaman yol gösterilsin ve insanlığın ilerlemesi ve spiritüel gelişmesi ve iyileşmesi için yaptığım tüm çalışmalarda tam destek verilsin. 

Yaptığım çalışmalarda, varlığımın her seviyesinde arınayım ve Kutsanayım, ve her geçen günle birlikte bana daha da çok ilahi güç verilsin, ve iyileşmem ilerlerken ve genişlerken daha da çok korunma sağlansın. 

Gittiğim her yere cennet ışınlarını yayayım ve yoluma çıkan herkese yardımcı olayım. 

Sevgili Tanrı Varlığı, BEN’İM Varlığı (Monad), Ruh Varlığı, Mahatma Enerjisi, Yükselmiş Üstatların kollektif bilinçliliği, içimizdeki Tanrı’nın adına, bu İlahi meditatif duanın, çoğaltılmasını ve tezahür ettirilmesini ve bu gezegendeki ve evrendeki tüm yaşam formlarına yardım etmek için kullanılmasını istiyoruz. Bunun, Tanrı’nın en yüksek İradesine göre yapılmasını kabul ediyoruz. 

Teşekkür ederiz – Amin, 

29 Kasım 2011 Salı

TAŞLAR VE KRİSTALLERLE BANYO YAPMAK

Banyo kristal enerjilerinden yararlanmanın mükemmel bir yoludur. Bir çok insan pembe kuvars, berrak kuvars veya diğer kristallerin hatta basit eski kaya parçalarının banyo deneyimini dramatik olarak zenginleştirdiğini keşfetmiştir. Su ayrıca kristalleri temizler ve canlandırır.

Kristallerle banyo ayrıca taşlara uyumlanmanın ve onlarla sohbet etmenin iyi bir yoludur, çünkü su taşların titreşimini güçlendirir ve enerjinize ve farkındalığınıza bağlanma ve harmonize etme hassaslığınızı ve yeteneğinizi artırmaya yardımcı olur.

Kristallerle ve kayalarla çok sık banyo yaparım. Eski evimizde küvetin tıkacını kaybettiğimiz zaman, onun yerine kauçuk bir parçayı yerinde tutmak için büyük sıradan bir kaya parçası kullandığımda yararlarının keşfettim, banyo daha canlandırıcı oldu. Bir tıkaç bulup kaya parçasını kaldırdığımızda, banyoların canlandırıcı niteliğinde azalma olduğunu fark ettim. Tekrar kayalarla banyo yapmaya başladık, çünkü bu bir fark yarattı.

Aura temizleme için bu tür bir banyo yöntemi küvette deniz tuzu kullanmaktır. Bu yumuşak kristaller için sert olabilir, insanlar için iyidir. Deniz tuzu, Epsom tuzu ve sodyum bikarbonat bileşimi de bazen bunun için kullanılır. Genellikle bu bileşimdeki bir banyo için on dakikanın yeterli olduğu önerilir. Küvete ayrıca birkaç damla lavanta veya diğer yağlar ya da birkaç fincan bitkisel çay eklenebilir.

Banyoda kristalleriniz ve taşlarınız ile birlikte çiçek özleri, bitkiler veya yağlar kullanabilirsiniz.

Banyonuza direkt olarak taşlar ve kristaller koyabilirsiniz veya aşılanmış değerli taş suyu, değerli taş iksirleri veya değerli taş özleri kullanabilirsiniz. Bunlar genellikler suyun içine veya etrafına taşlar konularak yapılır ve su değerli taşın enerjisi ile aşılanır veya yüklenir.

Değerli taş suları çoğunlukla, su kullanılmadan önce kristalin veya taşın basitçe suda bir süre bekletildiği sulardır. Değerli taş iksirleri ve özleri suyu güneş ışığındaki, ayışığındaki taşlar ile yükleyerek yapılır veya kristal shakti enerjisi ya da niyet ile yükleyerek yapılır. İksirler kullanılmadan önce seyreltilmeden kullanılabilir. Değerli taş özleri iksirlerden yapılır ve çiçek özlerinin bekletildiği ve korunduğu aynı şekilde korunur. Ticari veya ev işi değerli taş özlerinin birkaç damlası suya değerli taşın titreşimini taşımak için yeterlidir. 

Ayrıca su sprey şişesine iksirleri ya da özleri koyarak, bunları duş bölmesinin duvarlarına ve duşun başlığına püskürtebilirsiniz.

Bu spreyler ayrıca aura ve oda temizliği için kullanılabilir. Ayrıca kristal devasından banyo suyunu veya duş suyunu kristal enerjisi ile yüklemesini isteyebilirsiniz.

Bazı insanlar bir taşı alıcı ellerinde tutmanın (sağ elini kullananların sol eli) ve yansıtıcı ellerini suya koymanın ve enerjinin suya aktarılmasına ve suda tutulmasına niyet etmenin etkili olduğunu görürler. 

Pembe Kuvars, Berrak Kuvars Kristalleri, Rainbow Kuvars ve Granit banyo için en favori taşlar arasındadır. Kuvars ailesinin üyelerinin çoğu iyi banyo arkadaşıdır, bu Ametist, Aventurin, Carnelian (kırmızı akik), Lal, Pembe Kuvars, Sitrin, Chyrosphase, Kan taşı, Yeşim, Agat, Onyx, Kaplan Gözünü kapsar.

Kristallerin çizilmemesi ve kanala düşmemesi için onları kumaş bez içine koyabilirsiniz. Ya da büyük deniz kabuklarının içine koyabilirsiniz. Bazı taşlar sıcak suda çizilebilir veya çatlayabilir, en değerli taşlarınızı banyoya koymak istemezsiniz. Suda çözünen ya da zara gören oldukça az sayıda taş vardır, Halite (tuz), Sylvite, Çöl gülü Selenite, tüm Selenitler, Alçı, Angelit, Azurit, Kalsit, Alabaster (kaymak taşı), Kükürt tuzlu suda çözünür. Bakırlı, kurşunlu ve arsenikli taşlar toksik olabilir, banyonuzda asla kullanılmamalıdır.

Kristal enerjisini banyonuza getirmenin başka bir yolu banyo tuzlarınız veya banyo köpükleriniz ile birlikte yüklü bir taş koymak ve tuzların enerji ile yüklenmesine niyet etmektir. Küçük bir kristali şampuan, sıvı sabun veya duş jeli şişesine koyabilirsiniz.

Aşağıda banyo suyunuzu yüklemek için kullanılabilecek renkli kuvars taşlar için bazı nitelikler ve kullanımları var.

Ametist : Bu mor, menekşe ve lavanta kuvars taşlar negatif enerjilere karşı hem nazik hem de güçlü koruyuculardır. Sakinleşmek ve merkezlenmek için meditasyon taşı olarak kullanılır, sağduyuyu artırır, istenmeyen enerjileri uzaklaştırır, iskeletteki düzensizlikleri iyileştirir, işitme problemleri, uyku problemleri ve başağrıları için kullanılır. Çoğu insanı sakinleştirebilirken, hiperaktif çocuklar gibi bazı insanları aşırı uyarabilir, bazı insanlar sinirliliği ve depresyonu yüzeye çıkardığını gördüler. Ametist alkolikliği yenmede yardım için, psişik açılma için altıncı ve yedinci çarka taşı olarak kullanılmaktadır.

Pembe Kuvars : Pembe ve yarı saydam ve genellikle bulutludur ve sevgi taşlarının ilklerindendir, barış taşıdır, mükemmel bir genel şifa kristalidir. Pembe Kuvars kırık bir kalbi yatıştırabilir, sakin kalmanıza yardım eder, koşulsuz sevgiyi alma ve verme yeteneğinizi artırır ve Kalbi açık, canlı ve korunmuş tutar. Sevinç getirmeye yardımcı olur, kalp çakrası taşıdır.

Carnelian : Korku ve üzüntüye yenilmeye karşı korur, fiziksel gücü, cinsel enerjiyi sevgiyi artırır, ilgisizliği giderir, alerjileri, soğuk algınlığını, safra ve böbrek taşlarını, omurgayı, kesikleri ve sıyrıkları tedavi etmek için kullanılır, aile ve sosyal durumlara yardım eder, içsel gücü ve cesareti artırır, enerjileri şimdiye topraklar, enerjiyi artırır, sakral çarka taşıdır.

Sitrin : Sarı renkte kuvars, dengeleyici ve hizalandırıcı, zihinsel berraklık, kişisel güç, grup birliği, enerjilenme, hem fiziksel hem zihinsel olarak ruhun amacına hizalanmaya yardımcı olur. Bu taş çoğu zaman ametisti ısıtarak yapay olarak yaratılır, solar pleksus çakrası.

Chyrosphase : Yeşil elma taş, meditasyon, zihinsel stabilite, gevşeme, spiritüel koruma. fark edilmemenize yardımcı olur.

Mutluluk getirmek, negatif düşünceleri azaltmak, sinirlilik için kullanılır. İyi talih ve refah getirmesi için kullanılır.

Kan taşı : Şimdide olma, merkezlenme ve topraklanma, cesaret, güç, para ve zenginlik. Kan rahatsızlıkları, toksin giderme. Fiziksel beden için nazik şifa ve enerjilendirme.

Yeşim : Besleyici, astral seyahatte güvenlik sağlar, stabilize eder, aurayı temizler, koruma.
Kırmızı : Koruma, şifa, güzellik
Yeşil : Şifa, uyku, şefkat
Kahverengi : Merkezlenme, topraklanma.

Agate : Yin – Yangı, eril – dişil enerjiyi dengeler ve uyumlar ve fiziksel bedeni auranın eterik, duygusal, zihinsel ve nedensel bedenleri ile dengelemek için çalışır. Topraklanma, güç, cesaret, şifa sağlamak için. Mavi Şeritli agate kişinin yüksek spiritüel faröındalığa erişmesine yardım eder ve ilham verici etkiye sahiptir. Agate, bir çok farklı spiritüel ve şifa kullanımları için bir çok şekilde ve renkte gelir.

Aventurin : Eril – dişil enerjileri dengeler, kalbi temizler ve aktive eder, psişik vampirlere karşı korur; yaratıcılık, koşulsuz sevgi ; kalp, akciğerler, kaslar ve kalp kırıklığının duygusal şifası için kullanılır. Yaratıcı içgörüyü, bağımsızlığı ve orijinalliği teşvik eder, stabilize eder ve dengeler ; Kalp Çakrası

Kaplan Gözü : Psişik enerjiyi topraklamak için mükemmel, psişik merkezleri güvenli bir şekilde açmaya yardımcı olur.

Opal : şaşırtıcı renk etkileşimleri yaratan yüksek su içeriği ile mikroskobik kürecikler içinde oluşan beyaz bir kristal. Opal sevinci, sezgiyi ve yaratıcılığı geliştirir, özellikleri yükseltir, enerjileri dengeler, duygularla, ruhun güzelliği ile çalışır.

Dumanlı Kuvars : Negatif düşünce formlarını yumuşatır, depresyonu kaldırır. Cinsel/üreme problemlerine yardımcı olur ve bedenden negatif enerjiyi uzaklaştırır.

Onyx :   Topraklama ve koruma, Yüksek Ben ile hizalanmaya ve uyumlanmaya yardımcı olur. Onyx, Kaynak ile temas halinde iken sizi bedende topraklanmış tutar, yolculuk halinde iken bile sizi Dünyaya bağlar.  Dünya devası ve Dünyanın besleyici desteğinin bilinçliliği ile iletişime yardım edebilir. Konsantrasyona ve sorumluluklara odaklanmaya yardım eder. Sezgisel rehberlik almaya ve onun pratik uygulamasını yorumlamaya yardım eder. Sizin için gerekli enerjileri çağırmaya yardımcı olur. Ayrıca kemik iliği, yumuşak dokular, ayakları kapsayan sağlık sorunlarını tedavi etmek için kullanılır. Negatif enerjileri absorbe etmede veya başka yöne çevirmekte ünlüdür.

MELEK TERAPİSİ

MELEK KOVALARI

Bu, yaşamın meydan okumaları ile ilgili üzüntü duyduğunuz herhangi bir zamanda kullanılacak mükemmel bir meditasyondur. Derin nefesler alıp vererek başlayın. Zihin gözünüzde, meleklerin önünüze büyük bir kova koyduğunu vizüalize edin. Melekler kovanın yanında duruyorlar ve sizin canınızı sıkan her şeyi kovanın içine koymanızı istiyorlar. 

Kendinizi, para, kariyer, yuvanız, veya sahip olduklarınız ile ilgili üzüntüleri kovaya koyarken görün ve hissedin. Sonra, bedeniniz veya sağlığınız ile ilgili endişelerinizi kovaya koyun. Sonra, herhangi birisi ile anlaşmazlıklarınızı kovaya koyun. 

Şimdi, herhangi bir ilişkide sahip olduğunuz incinme hislerini kovaya koyun. Sonra, suçluluk veya kendini – suçlamayı kovaya koyun. Hedefleriniz, amaçlarınız ile ilgili sahip olabileceğiniz korkuları da kovaya koyun. Başarısızlık veya başarı korkusunu kovaya koyun. 

Sonra, gelecek ile ilgili sahip olabileceğiniz korkuları kovaya koyun. Organize dinlerin üyelerine karşı sahip olabileceğiniz herhangi incinme hislerini veya öfkeyi kovaya koyun. 

Sonra, Tanrı’ya karşı hissedebileceğiniz direnci kovaya koyun. Eğer sizi sıkan başka bir şeyler varsa, onları da şimdi kovaya koyun. Geride hiçbir şey kalmasın. Hepsini şimdi kovaya doldurun. Bedeninizin ve ruhunuzun ne kadar hafiflediğine dikkat edin. 

Melekler size gülümserken, kovayı alıp uzaklaştırırken onları izleyin. Tüm üzüntülerinizi, tüm yaratıcılığınızın ve sonsuz zekanın İlahi kaynağına götürüyorlar. 

Burada, tüm zorluklarınız mükemmel şekilde çözülüyor. Her şey kazan – kazan şeklinde çözülüyor ve mükemmel çözümleri kolayca ve uyumlu bir şekilde alıyorsunuz. Bu yardım için Tanrı’ya ve meleklere teşekkür ediyoruz. Şimdi bunu hak ettiğimizi bilerek, onların yardımını kabul ediyoruz. Ayrıca, kendimizi iyileştirirken, dünyayı da iyileştirdiğimizi biliyoruz. 

ETERİK KORDONLAR (BAĞLAR) İLE İLGİLİ

Çakralarda, çoğu zaman onlardan dışarı çıkan “eterik kordonlar (bağlar)” vardır. Bu kordonlar, ilişkimiz olan diğer insanlardaki çakralara uzanır. 

Eterik kordonlar en genelde yakınlarımız ile, babamız, annemiz, eşimiz, eski eşimiz, eski sevgililerimiz, şimdiki sevgilimiz, evimiz, çocuklarımız ve yakın arkadaşlarımıza uzanır. 

İlişkilerimizdeki korkular bu kordonları oluşturur. Korku, bağımlılık, bağlılık, birbirine – bağımlı olma, terk edilme korkusu veya bağışlamama şeklinde karakterize edilebilir. Eterik kordonlar her iki insan arasında enerjinin ileri geri yönlendiği hortuma benzer şekilde davranır. 

Kordonlara sahip olmak, problem anlamına gelir. 

Eğer bağlantınız olan kişi (kordon vasıtası ile) bir zorluk yaşıyorsa, bir meydan okuma ile karşılaşmışsa, sizden enerji çeker. Enerjinizi eterik kordon vasıtası ile çeker. O zaman, neden olduğunu bilmeden tükenmiş hissedersiniz. 

Çok sıklıkla, cinsel ilişki yaşadığınız insanlar sizin sakral (2 nci) çakranıza bağlanmıştır. Tartışma deneyimlediğiniz insanlar solar pleksusunuza bağlanır. Üzüntü duyduğunuz/sizi mutsuz eden insanlar kalp çakranıza bağlanır. Acı verici ilişkiler yaşadığınız insanlar veya tüm yükü omuzlarınızda taşıdığınız bir ilişki yaşadığınız insanlar omuzlarınıza bağlanır. Benim deneyimimde, bu, omuz ve boyun ağrısının kök nedenidir. 

Bir kadın müşteri maddi, sağlık ve sevgi yaşamında çoklu zorluklara, meydan okumalara sahip olmaktan şikayet ediyordu. Sırtından ve omuzlarından uzanan çok sayıda eterik kordonu gördüm. Kordonların, kadının çekişmeli bir ilişki yaşadığı vefat etmiş olan babasına bağlandığını fark ettim. Kordonları keserken, babasını bağışlama istekli olup olmadığını sordum. Aynı anda, babasına kendisini bağışlamaya istekli olup olmadığını sordum, çünkü kızı ile geçmiş ilişkisi ile ilgili pişmanlık duyuyordu. Her ikisi de tamamen bağışlamaya istekli olduklarında, kordonlar ayrıldı. Müşterimin, seansımızdan sonra, yaşamının tüm alanlarında hızlı gelişmeler bildirdi. 

Evimize veya coğrafik yerlere bağlı olduğumuz zaman, ayaklarımızın altından zemine eterik kordonlar uzanır. Taşınmak isteyen bir müşterimle çalıştım. Ancak, evinin satılamadığından şikayet ediyordu. Ayaklarının altından evin temeline uzanan bir çok kordonu gördüm. Evine bağlılığın evin satışını engellediğini açıkladım. Onun izni ile, kordonları kestik. İki gün sonra, evi tam istediği fiyata satıldı. 

Kordonları kesmek “Seni sevmiyorum ya da artık seninle ilgilenmiyorum” anlamına gelmez. Kordon kesmenin ayrılmalara veya ilişkileri bırakmaya neden olması gerekmez. Bu, ilişkilerinizin yanlış fonksiyonlarını salıvermeniz anlamına gelir. Hatırlayın, korku sevginin karşıtıdır ve eterik kordonlar (ve tüm bağlantılar) korkudan yaratılır. 

Bazı insanlar, kendi ruh parçaları ile olan kordonları kesebileceklerine üzülürler. Yani, travmatik olaylar sırasında kopup giden kendilerinin parçaları. Bunun olması olası değildir, ancak sadece ful sevinci ve enerjiyi hissetmenizi bloke eden kordonların kesilmesine niyet ederek, bunun olmasından kaçınabilirsiniz. Bu niyeti ederek, ruh parçalarınızın kordonları kesilmemiş kalır. 

Veya, ruh parçalarınızı geri çağırabilirsiniz ve bedeninizi çevreleyen beyaz ışık duşu vizüalize ederek kendinizi yeniden bütünleştirebilirsiniz. Zihinsel olarak kendinizin tüm parçalarının gerçek benliğiniz ile tamamen yeniden birleşmesini isteyin. Küçük “sizlerin”, küçük kauçuk bir bandın üzerindeki küçük varlıkların size doğru bungie jumping yapması gibi size doğru zıpladığını görebilirsiniz. Bu küçük ruh parçaları, beyaz ışık duşuyla size yeniden girerken korkunun veya travmanın tüm kalıntılarından tamamen iyileşmiş olacaklar. 

ETERİK KORDONLARI/BAĞLARI KESME

Eterik bağları/kordonları kesmenin en hızlı ve en kolay yolu Başmelek Mikail’in yanınıza gelmesini ve sizden enerji çeken tüm kordonları kesip uzaklaştırmasını zihinsel olarak istemektir. Eğer Başmelek Mikail’e yabancı iseniz, o, diğer meleklerin “yöneticisi” olarak hareket eden bir melektir. Başlıca rolü tüm karanlık enerjileri temizlemektir. Her istediğinizde Başmelek Mikail’in yanınıza gelmesini isteyebilirsiniz. Sizinle daimi olarak kalmasını bile isteyebilirsiniz. Herkesle aynı anda birlikte olma yeteneğine sahiptir. 

Mikail’den bağları kesmenizi istediğiniz zaman enerjide ve huzurda anında bir artış fark edersiniz. Uyuşmuş hissettiğiniz zaman, melekleri çağırın. Sizi huzurlu enerjinin doğal haline geri getirirler.